Dha yurt bülteni – 4

Çay fidanını klonladılarKaradeniz Bölgesi'nde 1940'lı yıllara dayanan çay bahçelerinin yaşlanması nedeniyle verim, kalite ve lezzet düşüklüğünün artacağını öngören Antalyalı firmanın yetkilileri, çay bahçelerinin yenilenmesi için laboratuvar ortamında ilk fidanları üretti.Antalya'da özellikle sebze fide üretiminde Türkiye'nin öncü firmalarından Grow Fide-Güney Agripark'ın üretim sorumlusu Davut Koç, çay fidanını ilk kez laboratuvar ortamında üretmeyi başardıklarını söyledi. Koç, çay fidanı üretimi üzerinde 2 yılı aşkın süredir laboratuvar ortamı ve arazide çalışma yaptıklarını belirterek, Türkiye'de ilk kez bu alanda başarılı sonuçlara ulaşan firma olduklarını söyledi. Türkiye'de çay üretiminin geçmişinin 70 yıldan fazla süreye dayandığını belirten Koç, 'O dönemden kalma bahçeler var ve artık çok yaşlandılar. Gençleştirme çalışmaları da yani gençleştirme budaması da son 25 yıldır sürüyor. O da sona geldi ve artık bahçelerin yenilenmesi gerekiyor. Devletin de bu konuda çalışması var. Biz de devlet startı verdiğinde hazır olunması için bu çalışmalara başladık ve şu anda ciddi yol kat ettik' dedi.İlk fideleri laboratuvardan çıkarıp, Rize'de Çay Araştırma Enstitüsü'ne verdiklerini kaydeden Koç, 'Onlar denemelerini yaptı, arazide büyüttü ve çok da başarılı sonuçlar aldılar. Bizim de buradaki deneme çalışmalarımızda güzel başarı elde ettik. Dünyada ciddi çay üretimi ve tüketimi yapan bir ülkeyiz. Ama çay ihracatımız sıfır. Sebebini sorduğumuzda ise 'Siz yabani çay üretiyorsunuz, düzgün çay yok' diyorlar. O yüzden de çayların klonlanması, yenilenmesi ve yurtdışına da pazarlanabilir hale gelmesi için Çay Araştırma Enstitüsü'nün dolayısıyla bizlerin çalışmaları var' diye konuştu.Türkiye'de üretim alanı Karadeniz olan çay bahçelerinin yenileneceği zamanın çok uzun bir süre olmadığını dile getiren Koç, 'Bizim amacımız hazır olmaktı, ciddi adımlar attık ve 'Hazırız' diyebiliriz. Türkiye'de 800 bin dekar civarı üretimden bahsediliyor. Eğer bu bahçeler yenilenmezse verim, kalite ve lezzet giderek düşer. İlginç bir şeydir, çay dıştan döllenir. Aynı bitki sıfır rakımda farklı, 300-600'de farklı şekiller gösterebilir. Sonuçta harmanlanarak çay üretimi yapıldığından gittikçe değişen lezzet ve kalite olacak. Şu ana kadarki çalışmalarımızda çiftçiden ve Çay Araştırma Enstitüsü'nden alınan tür ve klonlar üzerinde temizlik ve geliştirme çalışmaları yaptık. Çeşit sayısı 7-8 tür' dedi.Çay bahçesini yenilemek isteyen üreticiler için fidan desteği sağlayabilecek durumda olduklarını da vurgulayan Davut Koç, 'Bir çiftçi bahçesini yenilemek istiyor, fidanı ne zaman alabilir? Siparişini veren çiftçiye bir yılda teslimatı yapılabilir. Çay ekim dönemi de ilkbahardır ve bugün talep edene ilkbaharda fidesini verebiliriz. Çay çalı gibidir, 1 yılda budanacak pozisyona gelir ama verime oturması 3'üncü, 4'üncü yılları bulabilir. Bu bakımla toprakla da çok alakalıdır. Üretimi yapan kişilerin bilgi beceri, kullandığı malzemeler de önemlidir' diye konuştu.Görüntü Dökümü————Kavanozlar içinde çay fidanlarının görüntüsüFidanların laboratuvar ortamında işlenmesiSaksıda çal fidesi görüntüsüKüçük fidelerin görüntüsüFideleri inceleyen görevli bayanın görüntüsüRÖP: Davut KoçDetaylar***Rize'den çay ile ilgili ARŞİV görüntüler648 MB — 05.51 /// HDHABER: Mehmet ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,=======================Ürettiği elektrikli tramvay ve faytonları 22 ülkeye satıyorDenizli'de elektrik tamircisi 51 yaşındaki Tahir Öztürk, 8 yıl önce başladığı, tasarımlarıyla dikkati çeken toplam 20 çeşit elektrikli  tramvay ve faytonu22 ülkeye ihraç ediyor.Denizli'de yaşayan Tahir Öztürk, ortaokulu bitirdikten sonra bir elektrikçinin yaşında çırak olarak işe girdi. Kısa sürede işi öğrenen Öztürk,1986 yılında kendi dükkanını açıp, çeşitli elektrikli aletler tamirine başladı. İlerleyen yıllarda ise elektrikle çalışan araçlara ilgi duyan Öztürk, atölyesinde hobi amaçlı çalışmalar yaparak, bu konu üzerine yoğunlaştı. Öztürk, ilk olarak 2011 yılında Denizli Belediyesi'nin talebi doğrultusunda yaklaşık 6 aylık çalışmanın ardından 26 kişinin binebileceği elektrikli bir gezi aracı üretti.20 ÇEŞİT ELEKTRİKLİ ARAÇ ÜRETİYORÖztark, bu projenin tamamlanmasının ardından 25 yıllık mesleği birikimi ile tamir işlerini bırakıp, elektrikli araç üretimi çalışmalarını sürdürdü. 8 kişilik bir ekip kuran Öztürk, iki katlı imalathanesinde, ilk olarak elektrikle çalışan tramvaylar üretip, yurt içine satışını yaptı. Ürün skalasını yıllar içerisinde arttıran Öztürk, 'Garatren' markası adı altında tasarladığı London Bus, akülü çocuk treni, akülü fayton, Ladybug, Fire Car ve Panda Treni gibi 20 farklı elektrik tramvay ve faytonun üretim kapasitesini arttırdı.Güneş enerjisi ile çalışan fayton ve tramvaylar üzerine de üretim yapan, elektrikli araçları yurtiçi ve yurtdışı pazarından rağbet gören Denizlili girişimci, yıllar içerisinde ihracatta da önemli başarı yakaladı. Öztürk, 2018 yılında ABD, İngiltere, Rusya, Hindistan, Suudi Arabistan başta olmak üzere toplam 22 ülkeye elektrikli araç ihracatı yaptı. Öztürk, 2011 yılında başladıkları serüvenin başarıyla ilerlediğini kaydetti. Ürettikleri araçları, nostalji ve teknolojiyle harmanladıklarını ifade eden Öztürk, 'Her geçen yıl ürünlerimize olan ilgi artıyor. İlk başladığımızda daha küçük çaplı, çocukları eğlendirmeye yönelik elektrikli trenler yaptık. Daha sonra bu ürün portföyümüzü geliştirdik. Nostaljik araçları teknolojiyi kullanarak modern hale getirdik. 2018 yılında 22 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Denizli gibi bir şehirden dünyanın farklı ülkelerine ihracat yapabilmek bizim için büyük bir mutluluk. ABD, Rusya, Arnavutluk, Litvanya, İsviçre gibi ülkelere ürünlerimizi satarak ülkemize katkı sağlamaya çalışıyoruz' dedi.YÜZDE 90 YERLİ ÜRETİMAraçlarını minimum enerji ile maksimum verim anlayışıyla tasarladığına dikkat çeken Öztürk, 'Bizim ürettiğimiz tren ya da tramvayın aynısı yurt dışından iki kat daha pahalıya ithal ediliyor. Biz bunu yarı fiyatına imal ediyoruz. Ürünlerimizin yüzde 90'ı yerli üretim. Yalnızca motor kısmını dışarıdan alıyoruz. Diğer tüm parçaları ülkemizden temin ediyoruz ve ülkemize katma değer sağlıyoruz. Tek kişilik ya da 60 kişilik araçlar üretebiliyoruz. Geçen yıl 150 bin dolarlık bir ihracat gerçekleştirdik. Hedefimiz ihracat yaptığımız ülke sayısını 25'e çıkarmak' diye konuştu.Öztürk, ürettiği elektrikli tramvay ve faytonları, büyüklük ve kalitesine göre 10 bin ile 550 bin lira arasında değişen fiyatlara sattıklarını söyledi.Görüntü Dökümü—————Elektrikli araçların üretiminden görüntü-Fayton ve tramvaylardan görüntü-Üretilen elektrikli araçların geçiş yapması-Tahir Öztürk ile röp.-Genel ve detay görüntülerHaber – Kamera: Deniz TOKAT / DENİZLİ, ====================Antep fıstığı kalbi koruyor, zayıflamaya yardımcı oluyorTadıyla dillere destan Antep fıstığı, sağlık açısından da önemli bir yere sahip. İngiliz uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, en sağlıklı kuruyemiş Antep fıstığı. İçerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra oleik asit sayesinde kalbi yaşlanmaktan koruyor, zayıflamaya yardımcı oluyor. Demokrasi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan İrkin, Antep fıstığının kuruyemişler arasında besin değeri en yüksek olan ürünler arasında yer aldığını belirtti.  Baklavadan yemeklere, tatlılardan çerezlere kadar birçok alanda Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasına giren Antep fıstığı, uzmanlara göre kuruyemişler arasında en sağlıklı olanı. İngiliz uzmanlar tarafından yapılan araştırmalara göre, Antep fıstığı kan şekerini düzenliği gibi öğleden sonraları yaşanan ani enerji düşüklüğünü önlemeye de yardımcı oluyor. Kilogramı 78-  88 TL arasında değişen Antep fıstığının faydaları, saymakla bitmiyor. Antep fıstığının son derece faydalı, protein ve demir içeriği açısından zengin bir ürün olduğunu söyleyen Demokrasi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan İrkin, şunları söyledi: 'Antep fıstığı bitkisel protein kaynaklı bir ürün. Tüketilmesini tavsiye ediyoruz. İçerdiği yağ asitleri, antioksidan bakımından da faydaları olan bir ürünö dedi. Ancak her üründe olduğu gibi Antep fıstığının da ölçülü şekilde tüketilmesi gerekir. Özellikle porsiyona dikkat ederek tüketilmesini öneriyoruz. Çünkü yağ oranı yüksek, yüzde 53 oranında yağ içeriyor. Her şey ölçüsünde tüketildiği zaman faydası olur. Antep fıstığının hasat ve depolama koşullarına dikkat edilmesi önemli. O nedenle bu ürün özellikle bilinen yerlerden bilinçli olarak seçilmeli ve o şekilde tüketilmeli. Antep fıstığı bitkisel yağ asitleri ve Akdeniz diyetine yakın bitkisel yağlar içerdiği için tüketilmesi önerilebilir. 100 gramı yaklaşık 600 kalori. O nedenle kalori oranı yüksek. Ölçüyü çok fazla aşmamak lazım. Bir porsiyon 30 gram olarak alınıyor. Bu da 130 kaloriye denk  geliyor.''ŞİFA DEPOSU'Diyetisyen Derya Zünbülcan, Antep fıstığının tam bir şifa deposu olduğunu, içerdiği vitamin ve minerallerin yanı sıra faydalı asitler sayesinde kan şekeri kontrolünü sağladığını açıkladı. Derya Zünbülcan, kalp sağlığı açısından önemli bir yere sahip olduğunu söylediği Antep fıstığının, tüketilmesi önerisinde bulunarak, 'Antep fıstığı oleik asit içeriyor. Bu asit kalbi yaşlanmaktan koruyor. Damarların sağlığını arttırıyor. Özellikle Amerikan Kalp Birliği de sağlıklı ve iyi kalp için Antep fıstığını öneriyor' dedi. Antep fıstığının kan şekeri kontrolünü sağladığını, bu nedenle öğleden sonra yaşanan halsizlik ve yorgunluk şikayetlerinin giderilmesinde etkili olduğunu kaydeden Zünbülcan, kilo verme konusunda da ürünün mucizevi özelliklere sahip olduğunu aktararak, şunları söyledi: 'Kilo vermek isteyenler Antep fıstığından kaçar. 'Yüksek kalorili' deriz. Oysa Antep fıstığındaki oleik asit, özellikle bel  bölgesinden zayıflatmada oldukça kıymetli. Burada önemli olan miktar kontrolü. Yaklaşık bir avuç Antep fıstığı 160 kalori içeriyor. Bunun da 13 gramı oleik asit gibi sağlıklı bir yağdan oluşuyor. Antep fıstığını kullanabiliriz fakat miktar kontrolüne dikkat etmeliyiz.''ANTEP FISTIĞININ KIYMETİNİ BİLMELİYİZ'Antep fıstığının kansızlıkla savaş konusunda da önemli bir ürün olduğuna dikkat çeken Zünbülcan, sözlerini şöyle sürdürdü: 'İçerdiği yağ asitleri, vitamin ve mineraller sayesinde kansızlıkla savaşmada etkili. Özellikle kara üzüm özü ile birlikte tüketildiğinde, faydası daha iyi anlaşılacak. Dünyada yetişen Antep fıstığı türlerine göre bizim ülkemizde yetişen Antep fıstığının değeri, içerdiği vitamin ve mineral açısından daha yüksek.Daha kaliteli bir Antep fıstığına sahibiz. O nedenle ülkemizdeki fıstığın kıymetini bilmemiz gerekiyor. Kas sağlığı açısından da çok önemli. Sporcular, spor sonrası kaslarını toparlamak için 'Ne tüketmeliyim' diye bir besin arıyorlarsa, bunun cevabı Antep fıstığı. Spor sonrasında bir küçük avuç Antep fıstığı tüketerek hem kas sağlığını koruyabilir hem de kilo kontrolüne yardımcı olabilirsiniz.''BESLEYİCİ VE DOYURUCU'İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Özhan Şen de, 'Kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmez. Bunlar hem lezzetli, hem besleyici hem de doyurucu. İnsan sağlığı açısından faydalı ürünler. Mutlaka tüketilmesi gerekir' dedi. Kuruyemiş satan bir dükkan sahibi Hanefi Bardak da, Antep fıstığının kalitesine göre farklı fiyatlara satıldığını, bu ürünün faydalarının çok olduğunu ve kuruyemişlerin tahtını salladığını kaydetti. Kuruyemişler içerisinde en çok Antep fıstığını sevdiğini söyleyen vatandaşlardan Leyla Kalyon, 'Faydalı olduğunu düşünüyorum. Yediğim zaman tokluk hissi veriyor. Daha az yemek yiyorum' derken, Nural Atabay da, 'Kalbe çok iyi geliyor. O nedenle ben çok fazla tüketiyorum. Antepli'yim, memlekete gittiğim zaman bol bol alıp getiriyorum. Çerezler çok faydalı' ifadelerini kullandı.Görüntü Dökümü—————Antep fıstığı satan dükkandan görüntü-Antep fıstığından görüntü-Vatandaşların Antep fıstığı alması-Demokrasi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Reyhan İrkin,-Diyetisyen Derya Zünbülcan, Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Özhan Şen, dükkan sahibi ve vatandaşlar ile röp.-Anons-Genel ve detay görüntüHaber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR, ====================Kula'nın asırlık lezzetine ülke genelinden talep geliyorManisa'nın Kula ilçesinin geçmişi 1 asra dayanan meşhur ekşi mayalı 'Kula Ekmeği', her geçen gün artan taleple ülkenin birçok yerine taze olarak günlük gönderiliyor. Hiçbir katkı madde kullanılmadan yapılan lezzet, 15 gün bayatlamadan tüketilebiliyor. Kula Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aytekin Şadan, bu lezzeti tescillendirmek için girişimlerin başladığını belirtti.Kendine özgü lezzeti ve pişirme tekniğiyle Türkiye'deki ekşi mayalı ev ekmekleri arasında öne çıkan 'Kula Ekmeği', rağbet görüyor. Salihli Ticaret Odası'nın girişimleriyle coğrafi işaret alınan Kula Leblebisi'nin ardından 'Kula Ekmeği' için de tescilinin yapılması amacıyla çalışmalara başlandı. Günlük yaklaşık 15 bin ekmek üretiminin yapıldığı kentten İzmir, Ankara, İstanbul ve Bursa gibi birçok büyük kente PTT kargo yoluyla ya da şehirler arası otobüsler kullanılarak ürün taze olarak gönderiliyor. Türkiye genelinde artan talebe yetişilemezken 1.5 kilogram ağırlığındaki lezzetin Kula'da 5 liradan, büyük kentlerde ise 10 liradan satıldığı belirtildi. Meşe odunu kullanılarak yakılan taş fırınlarda sadece un, tuz ve ekşi mayayla yapılan lezzet, kendine has doğal ve yöresel kıvamı ileöne çıkıyor. Hiçbir katkı madde kullanılmadan yapılan lezzet, 15 gün bayatlamadan tüketilebiliyor.COĞRAFİ İŞARET İÇİN ÇALIŞMAFırıncı Behçet Gökdere, günlük 2 bin civarında ekmek üretimi yaparak ülkenin birçok noktasına gönderdiğini söyledi. Gökdere, 'Ekmeğimizde hiçbir katkı maddesi yok. Kendimiz hazırladığımız ekşi maya ile yapılır. Türkiye'nin dört bir yanına kargoyla ulaştırıyoruz. 15- 20 gün raf ömrüne sahip. Sofralardaki ekmek israfını önler. Her gün taze olarak İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir ve Kütahya gibi büyükşehirlerin çoğuna göndermekteyiz' dedi. Kula Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aytekin Şadan, ürüne her geçen gün talebin arttığını belirterek, 'Kula ev ekmeği, diğerlerinin önündedir. Kula için iyi bir katma değer oluşturuyor. Hijyen bizim için önemli. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerimizle yaptığımız denetimlerde, esnafımızı hem uyarmaktayız hem de yol göstermekteyiz. Bunun yanında biz oda olarak, Salihli Ticaret ve Sanayi Odası'yla yaptığımız bir çalışmayla Kula Leblebisi'ni tescillendirdik. Ekşi mayalı ekmeğimizi de tescillendirmek için girişimlere başladık. Umarım en kısa sürede coğrafi işaret noktasında, ekmeğimizi de tescillendirmek istiyoruz' dedi.Ürünü yıllardır tükettiğini belirten vatandaşlardan Şükrü Sakarya ise, 'Kula'da 45 senedir esnaflık yapıyorum. Büyük bir keyifle tüketiyoruz' dedi.Görüntü Dökümü———— Meşhur lezzetin yapılış aşamaları- Fırın işletme sahibi Behçet Gökdere röp.- Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Aytekin Şadan röp.- Şükrü Sakarya röp.Haber- Kamera; Hasan YİĞEN / KULA (Manisa), ======================='Milyoner Ali', taksicilikten emekli olup, şiir kitabı çıkardıİzmir'de, 1969 yılında başladığı taksicilik mesleğinden, 65 yaşını aşanların taksicilik yapamamasını kapsayan kanun nedeniyle geçen nisan ayında istifa eden 68 yaşındaki Ali Günal, 12 yaşından beri yazdığı şiirlerden kitap çıkardı.  Taksici arkadaşlarının, gönül zenginliğini vurgulamak için kendisine 'milyoner' lakabı taktığını söyleyen Günal, 'Şiir yazmak benim için bir sevda' dedi.Konak ilçesindeki bir durakta, 1969 yılında taksicilik yapmaya başlayan Ali Günal, yaklaşık 50 yılını, İzmir sokaklarında direksiyon başında geçirdikten sonra, geçen nisan ayında emekli oldu. Şoförlere gelen 65 yaş sınırı nedeniyle, çok sevdiği mesleğini bırakmak zorunda kaldığını söyleyen Günal, 12 yaşından beri yazdığı şiirleri, 'Muhabbet Olsun' ismiyle kitaplaştırdı. Şiirlerini daktilo ile yazan Günal, şiir sevgisinin, babasını manevi evlat olarak sahiplenen Fahrettin Altay Paşa'dan miras kaldığını söyledi. Taksici arkadaşlarının, gönül zenginliğini vurgulamak için kendisine 'milyoner' lakabı taktığını söyleyen Günal, '12 yaşından beri, büyük bir aşkla yazıyorum. Şiir yazmak benim için bir sevda. Yazdıklarım, benim içimden gelen şeyler. Taksiciliği bırakınca, şiire daha çok ağırlık verme şansım oldu ve ortaya böyle güzel bir şey çıktı' dedi.BAZEN GECELERİ KALKIP, ŞİİR YAZIYORAli Günal'ın eşi Münevver Günal ise, eşiyle gurur duyduğunu belirterek, 'Bazen, geceleri 'İçimde bir sıkıntı var' diyerek, yatağından kalkıp, daktilonun başına geçiyor. Bir şeyler yazıp, tekrar yatağa gelip, yatıyor' dedi. Kitapta, kendisi için yazılmış birkaç şiirin de olduğunu söyleyen Münevver Günal, 'Bana verdiği değeri bu şekilde gösterip, beni mutlu ediyor' dedi.Görüntü Dökümü————-Ali Günal'ın daktiloyla yazmasından görüntü-Ali Günal'ın eşine şiirler okumasından görüntü-Ali Günal ile röp.-Ali Günal'ın, durakta, taksici arkadaşlarına şiir okumasından görüntü-Genel ve detay görüntüHaber: Davut CAN – Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, =======================Yumurta topuk ayakkabılara ilgi arttıSamsun'un Çarşamba ilçesinin meşhur yumurta topuk ayakkabısı değişen moda ve fabrikasyon ayakkabılara meydan okuyor. Topuk yüksekliği 4 santimetre olan ayakkabıyı özelliği nedeniyle kısa boylu erkekler de tercih ediyor.Samsun'un Çarşamba ilçesinin meşhur yumurta topuk ayakkabısı değişen moda ve fabrikasyon ayakkabılara meydan okuyor. Tek parça deriden yapılan ayakkabı burun ve topuk kısmının yumurtaya benzemesinden adını alıyor. Topuk yüksekliği 4 santimetre olan ayakkabıyı bu özelliği nedeniyle özellikle kısa boylu erkekler de tercih ediyor. 20 dolayında yumurta topuk ayakkabı ustasının bulunduğu ilçede el işçiliği ile üretilen ayakkabılar, çifti 120 ile 200 TL arasında değişen fiyatlarda satışa sunuluyor. İlçede yumurta topuk ayakkabı ve ünlü 8 köşe kasketin heykeli dikilmişti.'ÜNLÜLER GİYERDİ'Çarşamba Kunduracılar Odası Başkanı Osman Aydın, ilçede ayda ortalama 300 çift ayakkabı üretildiğini söyleyerek 'Yumurta topuk ayakkabı çok özel bir ayakkabı. Tek parça ve tamamen deriden yapılıyor. El işçiliğiyle yapılır. En önemli özelliği ökçesinin yüksek olması. Özelikle geçmişte Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Yıldıray Çınar, Ozan Arif de bu ayakkabıyı giyerlerdi. Filmlerde bizler hep ayakkabıyı giydiklerini görürdük. Çarşamba ilçemizde yumurta topuk ayakkabı, takım elbise, 8 köşe kasket ve köstekli saat bir zamanlar erkekler için çok tercih edilen giyim şekliydiö dedi.'KISA BOYLU ERKEKLER DE TERCİH EDİYOR'Türkiye'nin dört bir yanına bu ayakkabıyı kargo ile gönderdiklerini dile getiren Aydın, 'Bu ayakkabı üretimini usta sayımızın azalmasına rağmen yaşatmaya çalışıyoruz. Sektör sanayileştikçe el yapımı ayakkabılar biraz daha azalıyor. İlk defa giyenler bu ayakkabıya hemen alışamayabilir ama alıştıktan sonra da diğer ayakkabıları giyemiyorlar. Bu ayakkabıyı giyene bir özgüven veriyor, yürüyüşünü de görünüşünü de değiştiriyor. Topuğundan dolayı rağbet görüyor. Ökçe boyu 4 santimetre civarında olur, bu nedenle kısa boylular da tercih eder. Bu ayakkabıyı giyen kolay kolay vazgeçemezö diye konuştu.'BİR ÇİFT 2 SAATTE YAPILIYOR'36 yıllık ayakkabı ustası 2 çocuk babası Ömer Ünyeli (48) yumurta topuk ayakkabının üretimi oldukça zahmetli ve zor bir olduğunu söyleyerek 'Piyasada son kalan yumurta topuk ayakkabı ustalarından bir tanesi benim. Ayakkabı üretimini önceden toptan satışa göre yapıyorduk. Toptan satış olayı bittikten sonra ustalar da azaldı. Bu ayakkabıyı yapmak zor. Yaklaşık 100 yıllık mazisi olan bir ayakkabı. İyi bir usta dört dörtlük hatasız bir çift yumurta topuk ayakkabıyı yaklaşık 2 saatte yapabilirö dedi.'TEK PARÇA DERİDEN YAPILIYOR'50 yıllık ayakkabı ustası Fahrettin Tığnaztepe (70) de Yumurta topuk ayakkabının tek parça deriden yapılması nedeniyle çok rahat olduğunu arka kısmına basılarak terlik gibi de kullanıldığını söyledi. Tığnaztepe, çırak bulamadıkları için bu ayakkabıyı üreten usta sayısının çok az kaldığını dile getirdi.Görüntü Dökümü: ——-Ayakkabıdan detaylar-Ayakkabı üretiminden detay-Ayakkabı ustalarından detay-İlçeden detay-Ayakkabıyı giyen iki kişinin yürümesi-Heykelden detay-Detaylar-Muhabir anonsuHaber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/ÇARŞAMBA(Samsun), ===================Bildiri imzalayan akademisyene beraat'Barış İçin Akademisyenler Bildirisi'ne imza attığı gerekçesiyle meslekten ihraç edilen Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Ramazan Kurt, 'silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak' suçundan beraat etti.Ramazan Kurt, 14 Ocak 2016'da 'Barış için Akademisyenler Bildirgesi'ni imzaladığı gerekçesiyle Erzurum'da kaldığı evde gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Ramazan Kurt, burada 'susma hakkını' kullandı ve adliyeye sevk edildi. Tutuklama talebiyle mahkeme çıkarılan Ramazan Kurt, yurt dışına çıkma yasağı konularak serbest bırakıldı. Atatürk Üniversitesi Rektörlüğü de imza olayının ortaya çıkması ile birlikte hakkında idari soruşturma başlatılan Ramazan Kurt'u görevinden önce uzaklaştırdı, ardından ihraç etti.Ramazan Kurt hakkında Erzurum 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak' suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 8 Ekim'de görülen ikinci celseye tutuksuz sanık Ramazan Kurt katılmazken, avukatı Celal Zunguldak hazır bulundu. Duruşma savcısı mahkemeye sunduğu mütalaada, sanık hakkında beraat karası verilmesini talep etti. Mütalaaya yerinde bulan avukat Celal Zunguldak, 'Söz konusu fiili davranışların suç oluşturmayacağı Anayasa Mahkemesi kararı ile sabittir. Müvekkilim hakkında beraat kararı verilmesini istiyorum' dedi.Mahkeme heyeti, Ramazan Kurt'un 'silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak' suçundan beraatına hükmetti. Erzurum 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, beraat gerekçesinde şunlara yer verdi: 'Her ne kadar sanık hakkında 10 Ocak 2016'da bin 128 akademisyenin imzasıyla 2015 ve 2016 yıllarında Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunda terör ile mücadele kapsamında yürütülen operasyonlar sırasındaki sokağa çıkma yasaklarının ve çatışmaların sona erdirilmesi çağrısı yapan bildiriyi imzalayarak PKK/KCK/YPG silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın imzaladığı bildiri incelendiğinde herhangi bir silahlı terör örgütünün propagandasının söz konusu olmadığı, atılı suçun oluşması için gerekli olan cebir, şiddet ve tehdit unsurlarının gerçekleşmediği, söz konusu bildiride herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı ve bu bildirinin propaganda suçunu oluşturmayacağı konusunda Anayasa Mahkemesi'nin 26 Temmuz 2019 tarih ve 2018/17635 başvuru sayılı kararının bulunduğu anlaşılmakla atılı suçun oluşmadığı görüldüğünden sanığın beraatine. Beraat eden sanık yönünden hükmedilen adli kontrol tedbirinin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin kaldırılmasına.'Haber: Hümeyra PARDELİ/ERZURUM, –

Bir sonraki yazımız olan Özbay Gazişehir Gaziantep'i tebrik etti başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.